Bir binada bulunması gereken özellikler nelerdir |
Binanın Özellikleri Barınma veya başka amaçlarla kullanılmak üzere,çeşitli malzemelerle yapım metotlarına uygun her türlü mimari eserlere bina adı verilir.Binanın özelliklerini şöyle sıralayabiliriz; 1-)Planlanan amaca uygun olmalı 2-)Gereçler yapının özelliklerine ve yapım tekniklerine uygun olarak kullanılması 3-)İç ve dış etkilere (yağmur,kar,rüzgar,yük,zelzele,yangın vb.) dayanabilecek sağlamlıkta olmalı 4-)Estetik,güzel görünümlü olmalı 5-)Ekonomik olmalı Bina, canlıları dış etkenlerden (yağmur,kar,rüzgar,güneş,sıcak,soğuk vb.) korur.Ayrıca, binanın havalandırılması,içeri giriş ve çıkışın sağlanması,gün ışığından yeterli kadar yararlanılması,ayrıca soğuk ortamlarda da ısıtma işlemiyle ihtiyaçları karşılar.Bunun yanı sıra binada aydınlatma ve gürültü sorununun giderilmesi gerekir. Bir bina; kullanım,dayanıklılık,güzellik,boyutsal uygunluk,yangın koruma,emniyet ve maliyet gibi ihtiyaçları karşılamalıdır. Aydınlatma:Mekanlarda huzurlu bir yaşama ve çalışma ortamı meydana getirmek ve ideal bir aydınlatma sağlamak amacıyla gün ışığının temin edilmesi önemlidir.Pencere ve döşeme alanları mekana göre orantılı olmalıdır.Örneğin;yatak odası veya banyonun gün ışığına olan ihtiyaç ile salon veya çalışma odasının ihtiyacı bir değildir. Mekanlarda;duvar tavan ve döşeme renklerinin aydınlatma üzerine rolü büyüktür.Çünkü mekanın her bölümü gün ışığını almayabilir.Bu yüzden ışığı yansıtmasına yardımcı olan açık renklerin kullanılmasında fayda vardır. Ayrıca pencere camlarının özelliği ve kalınlığı,mekana sağlanan gün ışığı üzerinde etkili olur.Pencerelerin çift kat cam olması,gün ışığının mekana giriş oranını azaltır.Görüldüğü gibi izolasyonu arttırmak için yapılan uygulamalar,aydınlatma üzerine olumsuz tesir yapar. Pencereler arasındaki geniş duvarların aydınlatmaya olumsuz etkisi vardır.yüksekte planlanan yani parapet yüksekliği fazla olan pencere aydınlanmadaki randımanı düşürmekte,fakat ışığın düzgün yayılmasını sağlamaktadır.En uygun açıdaki ışık 20 derecelik bir açıyla düşer. Daha büyük açılar gölgelere neden olur. Binalarda gürültü sorununun giderilmesinde çeşitli yöntemler vardır.İşte kat aralarında sytropor,ses yalıtım malzemelerinin kullanımı, ara bölme duvarlarının kalın olması… Boyutsal Uygunluk:Mekanların mümkün olduğunca küçültülmesi ve mümkün olduğu kadar kullanışlı hale getirilmesidir. Örneğin;yatak odasında eşyalar mekan içerisinde en rahat kullanılabilecek şekilde tertiplenmeli,aralarında yürümek,soyunmak,giyinmek için mesafe veya boşluklar bırakılmalı kapı ve pencere açılışlarının kolay ve mobilyaya zara vermeyecek şekilde düzenlenmesi gerekir.Bu şekilde yatak odasının boyutları ortaya çıkmış oluyor. Boyutlandırmanın başarılı olabilmesi için,insanın hareketlerine göre ihtiyaç duyduğu alanların göz önünde tutulması ve kullanılan eşyalara ait boyutların bilinmesi gerekir. 1.Binanın Planlanan Amaca Uygun Olması Yapılacak binanın hangi amaç (mekan,konut,konaklama,kültür,sağlık,dini,sosyal ve ticari binalar,ulaştırma,spor ve su yapıları) için inşa edilmesi düşünülüyorsa o amaç paralelinde gerekli araştırmalar yapılıp ihtiyaçlar belirlenir ve planlamaya geçilir. Örneğin;spor binası olarak yapılan stadyumların,geniş bir arazi üzerine kurulması,soyunma giyinme ve duş için yeterli bölümün ayrılması,belli boyutlarda sahasının olması ve sahanın basamaklı tribünle (yapıya yeteri kadar eğim verilerek, seyircinin sahayı rahat görebilmesini sağlar) çevrili olması,sahanın etrafında koşu,yürüyüş ve yarış için |
OSMANLI ÇİNİ VE SERAMİKLERİ [15 Sayfa] |
OSMANLI ÇİNİ VE SERAMİKLERİ Osmanlı İmparatorluğu Bizans imparatoru Romanos Diogenesin bozguna uğraması ve I07ide, Van Gölünün kuzeyindeki Malazgirtte Selçuklu sultanı Alp Arslan tarafından tutsak edilmesi. Küçük Asyanın kapılarım Türk uygarlığına ve İslam dinine açtı. Önceden İrana ve Mezopotamyaya yerleşmiş olan Türkler, Konyada, Rum Selçukluları olarak da bilinen Anadolu Selçuklu Devletini kurdu ve Anadoluda egemenlik alanını genişleterek Bizanslıları geriletti. Orta Asyadan gelen pek çok göçebe Türk ve Türkmen boyu. böylece Anadoluya girerek, zaman içinde yerleşik yaşama geçti. Daha sonra Rum Selçukluları bölündü, bu devlet yavaş yavaş parçalanırken Türkmen boylarının özerkliği arttı. Bu boylar kendi topraklan üzerinde özerk yönetim birimleri (beylikler) kurdular; ıSoSte Selçuklu Devletinin tamamen yok olmasıyla birlikte beylikler de bağımsızlıklarını kazandı. Osmanlı İmparatorluğu, işte bu beyliklerin birinden doğacaktı. Ataları Oğuz Türklerinden ulan Osmanlı Beyliği Anadolunun kuzeybatısında kuruldu ve egemenlisini Bizans topraklarına yaydı. Beyliğe adını veren Osman Bey ,1290-1326) Bursayı kuşattı: oğlu Orhan Gazi (1326-1359), ı3a6da bu şehri Bizanslılardan aldı. Böylece Bursa yeni Osmanlı İmparatorluğunun ilk başkenti, önemli bir siyasal ve dinsel merkez haline geldi. ı346va d uğru. Orhan Bey Çanakkale Boğazını geçerek Rumeliye girdi, son Selçuklu hükümdarının ölümünden beri sahipsiz olan sukan unvanını aldı. Osmanlı İmparatorluğunun genişlemesi Orhan Gazinin oğlu I. Murad (1362-1389) ile devam etti. I. Murad Söade Adrianopolisi alarak Edirne adıyla başkent yaptı. I. Muradın oğlu I. Bayezid (Yıldırım Bayezid. 1389-14,02) bütün Batı Anadoluyu. Orta Anadolunun bir bölümünü. Balkanların neredeyse tümünü ele geçirdi; Bizansın son kalesi İstanb a saldırmaya hazırlandı. Ama Doğuda Moğol hükümdarı Timurienkin ordularının akınları yüzünden kuşatmayı hızla kaldırmak zorunda kaldı. Yıldırım Bayezid i4O2de Ankara Savaşı sırasında yenilecek ve Timura tutsak düşecekti. Oğlu I. Mehmed (1413-1421) orduya yeniden çekidüzen verdi: I. Mehrnedden sonra tahta çıkan II. Murad (1421-1451) imparatorluğun topraklarını genişletmeyi sürdürdü. Osmanlı İmparatorluğunun altın çağı gerçek anlamda. II. Mehmedin (Fatih Sultan Mehmed) hükümdarlığı (1444-1446 ve 1451-1481) sırasında başladı. II. Muradın oğlu olan Fatih. i45ide padişah oldu: ele geçirmek için bitmez tükenmez bir arzu duyduğu İstanbulu 5 Nisan 1458^6 kuşattı. Bizans imparatoru XI. Konstantinos 29 Mayısta, çarpışırken öldü ve aynı günün akşamında II. Mehmed camiye dönüştüreceği Aya Sofyaya girdi. Artık İstanbul adını alan Konstantinopolis 145--1458^6 Osmanlı İmparatorluğunun başkenti haline geldi. İstanbulun 29 Mayıs 1458 tarihinde Osmanlılar tarafından alınışı, yalnızca Bizans İmparatorluğunun çöküşünü ve İslamın Doğu Hıristivanlarına karşı kazandığı zaferi değil, Türklerin görkemli bir çağının da başlangıcını haber veriyordu. Dört yüzvılı askın bir süre boyunca Osmanlılar, üç kıtaya yayılmış bir imparatorluğu Topkapı Sarayı ndan yönetecekti. Usta bir savaşçı olduğu kadar benzersiz bir aydın olan. sanatçıların ve bilim adamlarının koruyucusu genç padişah II. Mehmedin sayesinde. İstanbul entelektüel ve sanatsal etkinliklerin merkezi haline gelecek; imparatorluğun en uzak topraklarına kadar yayılacak bir imparatorluk üslubu bu kentte doğacaktı. II. Bayezid (1481-1512) ve I. Selim (1513-1521) kendilerinden önceki hükümdarların genişleme siyasetini sürdürdü. 1517^6 Mısırın fethinden sonra, halifelik Kahireden başkente getirtildi, emirül-müminin unvanı Selime geçti. Dolayısıyla, Batılıların Muhteşem Süleyman dediği I. Süleyman (Kanunî Sultan Süleyman) (1521-1566) çifte unvanla (hem padişah hem halife) babasının yeıini aldı. Osmanlı İmparatorluğu, Yakın ve Orta Doğuda yeni fetihler sayesinde en geniş sınırlarına Kanunînin hükümdarlığı sırasında ulaştı. Kanunînin İrakı ilhak etmesi Basra Körfezine ulaşmasını sağladı. Kuzey Afrika ve Orta Avr |
oda aksesuarı ve planlama |
Mutfakta geçirilen zamanın kısa ve işlevsel olması için mutfağın planından malzeme ve aksesuar seçimine kadar birçok unsurun dikkate alınması gerekiyor. Mutfak için ayrılan alan küçükse, Amerikan ya da açık mutfak tipi ideal bir çözümdür. Bu tip mutfaklarda yaşanan en büyük sorun yemek kokularının salondaki eşyalara sinmesidir. Güçlü bir aspiratörle bu sorun halledilebilir. Mutfak tamamen ayrı bir mekanda ise klasik, modern ya da country tarzı denenebilir. Klasik bir mutfak oluşturmak için kapakları çerçeveli lake dolaplar, mermer tezgah ve dolap içinde aspiratör kullanılabilir. Sade ve düz formları tercih edenler için modern mutfak idealdir. Fonksiyonelliğin ön plana çıktığı bu mutfakta, laminat kapaklar, krom aksesuarlar, dolap kapaklarında kumlu camlar kullanılabilir. Boy dolapları hem depolama işlevini yerine getirirler hem de şık görünümlüdürler. Ahşabın öne çıktığı country tarzında ise koyu, patine edilmiş ahşap dolaplar, çıtalı açık raflar, eski sıvalı davlumbaz gibi öğeler kullanılmaktadır. Mutfaklarda sıklıkla kullanılan 6 yerleşim tipinden bahsedilebilir: Düz hatlı, çifte düz hatlı, L biçimli, U biçimli, ada çözümlü, yarımada çözümlü. Düz hatlı plan tipinde tüm mutfak, tek bir duvara yaslanan düz bir çizgi içindedir. Dar ve uzun mekanlar için ideal bir çözümdür. Uzun ama yeterince geniş mekanlara ideal çözüm sağlayan çifte düz hatlı planlamada karşılıklı iki duvara yerleştirilmiş tezgahlardan oluşur. Bu tip mutfakta bir tezgaha depolama ve hazırlama, diğerine ise pişirme bölümü yerleştirilerek işlevsellik sağlanabilir. İki hat arasındaki ideal mesafe 120 cm.den büyük, 65 cm.den de küçük olmamalıdır. U MUTFAK Büyük mekanlarda kolaylıkla uygulanabilen U mutfak modeli, mutfakta rahat ve keyifli bir çalışma ortamı yaratır. Bu modelde oldukça büyük bir mutfak tezgahı bulunur. U şeklinde yerleşimde; lavabo, ocak ve buzdolabı üçlüsü tezgahın üç ayrı noktasına yerleştirilerek mutfakdaki üçgen doğru şekilde kurulmuş ve en fonksiyonel yerleşim sağlanmış olur. Bütün mutfak yerleşimlerinde olduğu U mutfakta da lavabonun mümkünse cam önünde olması tercih edilir. ADA MUTFAK Bu mutfaklarda mekanın ortasında ada olarak adlandırılan ; kimi zaman pişirme , kimi zaman da çalışma mekanı tezgahı olarak kullanılan bir bölüm bulunur. Eğer alan çok büyükse ada biraz geniş tutulup , pişirme ya da çalışma bölümünün yanına bir yemek masası ve oturma grubu yerleştirilir. Ada ile mutfak tezgahının arasındaki uzaklık en az 1m. olmalıdır. PARALEL MUTFAK Mutfakta, karşılıklı iki duvara yerleştirilmiş tezgahtan oluşan bu mutfak tipi oldukça kullanışlıdır. paralel mutfaklarda iki tezgah arasındaki uzaklığın 1.50 m.den fazla olmamasına dikkat edilmelidir. Aksi durumda mutfak , çalışan kişi için fonksiyonel olmaktan çok , yorucu hale gelecektir. L MUTFAK Genellikle açık mutfaklarda kullanılan L mutfak yerleşimi kare ve küçük mutfaklar için de ideal bir düzendir. Alan yeterliyse bu tip mutfaklarda , tezgahın karşısındaki duvarın önüne küçük bir oturma grubu yerleştirilebilinir. L mutfak düzeninde buzdolabı kapıya en yakın yere konulmalıdır. Diğer yerleşimlere göre , mutfak tezgahının daha küçük olduğu bu mutfaklarda çalışma düzeni; depolama, hazırlık ve pişirme olarak ele alındığında yerleşim buzdolabı, ocak ve lavabo olarak sınırlandırılmalıdır. Mutfağın dekorasyonunda estetik önemsenirken işlev de kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Bir evin işlevleri birbirlerine mesafe olarak en yakın eylemleri burada gerçekleşmektedir. Bu ciddi bir organizasyon işidir. Ahşap : Doğal ve kullanımı en eski olan malzemedir. Hava alma özelliği vardır. Daha çok estetik amaçlı kullanılır. Masif ahşap baharat gözleri sağlığa zararlı hiçbir kimyasal madde içermez; yiyeceklerle doğrudan temasında sakınca yoktur. Kapaklarda, açık raflarda, baharat gözlerinde, tezgah alınlarında, bazalarda, ışık bantlarında, kesme tahtalarında kullanılabilir. Ahşap tezgah : Masif parçaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap tezga |
KAPILAR |
Kapılar bir binanın içine amaca uygun takılmalıdır. aksi takdirde uygunsuz yerleştirilenlerle gereksiz olan kapılar kullanımı zorlaştırdığı gibi kullanabilir yüzeylerin kaybolmasına da yol açarlar. Kapılar; İçe doğru açılan kapılar, odanın içine doğru açılan kapılar ve koridora doğru açılan kapılar olmak üzere farklı şekilde sınıflandırılabilir. Alışılagelen kapılar içe doğru açılan kapılardır. Kapı biçimleri nitelendirilmesi, pozisyonları ve amaçlarına, açılış yönüne, açılış şekline göre yapılar: İç ve Dış Kapılar: Binalarda ya iç yada kış tarafa doğru açılır. Kapı yeri kanat vaziyeti açılış durumunu etkiler ve buna göre sağ kapı veya sol kapı adını alır. Köşede kalan kapıların açılabilmesi için en az 0,8 - 0,10 cim. Bir payı kalorifer radyatörü varsa en az 0,25 cm. dolap gibi şeyler konacaksa en az 70 cm. kadar bir mesafe bırakılması gerekir. İç kapılara örnek: Oda kapıları, kiler kapıları, banyo, WC, ilave oda kapılar. Dış kapılara örnek: Ev kapısı, ev ve bahçe kapısı, balkon ve teras kapısı. Sürme Kapılar: Makara ve rulman üzerinde ileri geri sürülerek açılıp kapanan kapılardır. Çok defa duvar boşluğuna açıldıklarından kanatlar yer işgal etmemektedir. Bunlar bazen tek bazen de ortada kavuşan çift kanatlı kapı şeklinde tertiplenir. Balanslı Kapı: Az güçle koridora doğru açılır. Tesisat kapıları ve rüzgarlıklar için kullanışlıdır. Yapının özelliği kullanılan yerin büyüklüğü kapıların sağlamlık ve genişliğine önemli şekilde etki yapar. Kapı genişliği ölçüsü 55 cm. olmalıdır. Bina kapıları ne şekilde ve hangi tarzda yapılırsa yapılsın belli başlı 4 parçadan oluşur. Bunlar kapı kanadı, kasa, pervaz ve eşiktir. 1. Kapı Kanadı: Menteşeler yardımıyla eksen etrafında dönerek boşluğu kapatır. Çakma, çerçeve tablalı kontrplak kaplama şeklinde yapılır. 2. Kasa : Kapı boşluğu içine yerleştirilen duvar kalınlığı ve sıvaya göre ayarlanan 4-4,5 cm. kalınlığında rendelenmiş kalın tahtalardır. Sert ağaçlardan yapıldığı takdirde kasa kalınlıkları 3-3,5 cm. kadar indirilebilir. 3. Pervaz : Kasaların duvar boşluğundaki aralıkları örtmek veya aynı zamanda köşe sıvalarını muhafaza etmek maksadıyla ön ve arka tarafa 12-14 cm. genişliğindeki rendeli tahtalardan pervaz yapılır. 4. Eşik : Dış kapı ve balkon kapısı gibi hariçle teması bulunan kapıların alt kısmına yağış ve hava sızıntısına mani olmak maksadıyla 1,5 – 3 cm. yüksekliğinde eşik yapılır. Mesken binalarda minimum açıklıklar: Tek Kanatlı Kapılar...... : Oda kapıları 80 cm. İlave odalar, banyo, WC 70 cm. Daire kapıları 90 cm. Ev kapıları 115 cm. kadar. Çift Kanatlı Kapılar ......: Oda kapıları 170 cm. Ev kapıları 140 – 225 cm. İç Kapıların Çap Yükseklikleri : En az 185 cm. Normal 195 – 200 cm. Sürme kapılar ve döner kapılar zorunlu veya çıkış kapıları olarak kullanışlı değildir. çünkü bunlar tehlike anında çıkış yolunu tıkarlar. Bina kabası için ölçüler 125 mm. den fazla olmamalıdır. Çelik pervazlar hem sol veya hem de sağ pervaz olarak kullanılır. Bina planı ölçüsünde duvar açıklığı belirtilişi; 875 mm. genişlik, 2000 mm. yükseklik. Döner Kapılar : Giriş ve çıkışı fazla olan ve soğuğun sızmasına mani olmak maksadıyla bazı bina giriş kapıları döner olarak yapılır. Düşey bir mil etrafına yerleştirilen 4 adet kapı kanadının mahfuz bir kabine içinde dönmesinden meydana gelir. Giriş ve çıkışlar bir yöne doğru olursa kanatlar kısmen bir yöne katlanır. Otomatik Kapılar: Parçaları; radar, kumanda, elektrikli kontak paspası, otomatik kontak tabanı. Tek kurslu veya refleks ışık kutusu otomatik sürgülü kapılar dükkanların, idari binaların, marketlerin, imdat çıkışlarının tesisatı için uygun olup 6 kapılı ve 8 m.’ye varan genişliktedir. Kapılar bir binanın içine amaca uygun takılmalıdır. aksi takdirde uygunsuz yerleştirilenlerle gereksiz olan kapılar kullanımı zorlaştırdığı gibi kullanabilir yüzeylerin kaybolmasına da yol açarlar. Kapılar; İçe doğru açılan kapılar, odanın içine doğru açılan kapılar ve koridora doğru açılan kapılar olmak üzere farklı şekilde sınıflandırılabilir. Alışılagelen kapılar içe doğru açılan kapılardır. Kapı biçimleri nitelendirilmesi, pozisyonları ve amaçlarına, açılış yönüne, açılış şekline göre yapılar: İç ve Dış Kapılar: Binalarda ya iç yada kış tarafa doğru açılır. Kapı yeri kanat vaziyeti açılış durumunu etkiler ve buna göre sağ kapı veya sol kapı adını alır. Köşede kalan kapıların açılabilmesi için en az 0,8 - 0,10 cim. Bir payı kalorifer radyatörü varsa en az 0,25 cm. dolap gibi şeyler konaca |
İi Bir Adınlatma Düzeninin Özellikleri |
İyi Bir Aydınlatma Düzeninin Özellikleri İyi bir aydınlatma için, aydınlatmanın yeterli yeğinlikte olması tek koşul değildir. Bunun yanında, bir işyerinin aydınlatma düzeni başka koşulları da içermelidir. Bu koşullar şöyle sıralanabilir: 1. Kullanılan ışığın niteliği uygun olmalıdır : Uzmanlar, en iyi ışığın beyaz ışık (gün ışığı) olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle beyaz ışıktan, olanaklar elverdiğince yararlanmak gerekir. Gün ışığının yetersiz kaldığı durumlarda ve gece çalışmasında, gün ışığına benzeyen ışıklardan yararlanılmalıdır. 2. Aydınlatma tekdüze olmalıdır : Çalışılan yüzeyin her yanındaki aydınlatma düzeyi eşit olmalıdır. Tek düzelik sağlanmazsa, göz değişik aydınlatma düzeylerine kendini uyumlamak için çaba harcayacağından çabuk yorulacaktır. Tek düzeliği sağlamak için yaygın ışınlar veren ışık kaynaklan kullanmak ve bunları birbirine yakın yerleştirmek gerekir. 3. Aydınlatma durağan olmalıdır : Aydınlatmanın diğer bir koşulu durağan, yani sabit olmasıdır. Işık kaynağı titreşim yapmamalıdır. Titreşime, ışık kaynağının parlaklığındaki hızlı değişme sebep olduğundan, göz bu hızlı değişikliklere uyabilmek için aşırı çaba harcar ve çabuk yorulur. Akkor telli lambalar titreşim yapmazlar. Floresan lambaların ışınlarıysa, titreşim yaparlar. Bu titreşmeyi ikili veya üçlü bağlantılarla yok etmek mümkündür. 4. Aydınlatma göz kamaşmasına neden olmamalıdır: Işık kaynağının, göz kamaşmasına neden olmaması için, görme alanı içine düşen ışık kaynaklarının maskelenmesi gerekir. Bu maskelenmenin, lambayı tamamen kaplayacak biçimde olmasına özen gösterilmelidir. Göz yorgunluğuna ve başarının düşmesine neden olan göz kamaşması maskelenmemiş, yüksek güçlü ışıkların yanlış yerleştirilmesinden kaynaklanır. Özellikle duyarlı görmenin gerektiği ince işlerde, göz kamaşması ciddi yakınmalara neden olur. Bir ışık kaynağının göz kamaşmasına yol açıp açmadığını anlamak için basit bir test uygulanır : Çalışma pozisyonundaki bakış doğrultusuna yerleştirilmiş bir eşyaya bakılır ve ışık kaynağı bir kartonla maskelenir. Eğer, bu durumda bakılan eşyanın ayrıntıları daha iyi seçiliyorsa ışık kaynağı göz kamaşması yapmıyor demektir. Göz kamaşması, dolaylı ve dolaysız göz kamaşması olarak ikiye ayrılır. Dolaylı göz kamaşması, ışık kaynağından gelen ışınların parlak bir yüzeye çarparak yansıması ve bu yansıyan ışınların göze gelmesiyle oluşan kamaşmadır. Bunu önlemek için, ışık kaynaklarını tavana çok yakın yerleştirmemek, yaygın ışık veren ışık kaynakları kullanmak ve eşyaları mat renklere boyamak gerekir. Dolaysız göz kamaşması, doğrudan doğruya ışık kaynağından gelen ışınların gözde neden oldukları kamaşmadır. Örneğin, karşıdan gelen bir otomobilin farlarının yaydığı ışınların neden olduğu göz kamaşması,vb. gibi... Bu tür göz kamaşmasından sakınmak için ışık kaynağını, bakış çizgisinin 60° üstüne yerleştirmek gerekir. Ayrıca yaygın ışık veren ışık kaynaklan kullanmak ve bunları maskelemek yararlı olur. 5. Çalışılan yüzeye gölge düşmemelidir : Çalışılan yüzeyde görmeyi güçleştirecek aşırı gölgelerin oluşmaması için ışık kaynaklarının doğru yerleştirilmesi, ayrıca ışık kaynaklarının ışığın bir kısmını tavana ve duvarların üst bölgelerine dağıtacak türde lambalıkların içine konması gerekir. Göz Kamaşmasını Saptamaya Yarayan Basit Bir Test Bir malzemenin üzerine düşen ışığın geliş doğrultusunu değiştirerek, bazı kısımların daha kesin hatları ile görünmesini sağlamak ya da bazı kısımların göz alıcı, keskin görüntüsünü matlaştırmak mümkündür. Gölgeleme olarak bilinen bu işlem, endüstride ve özellikle kalite kontrol hizmetlerinde detayların görülmesini kolaylaştıran bir yaklaşımdır. Burada amaç, normal koşullarda çok iyi görülemeyen yüzeylerin daha iyi aydınlatılması ve ortam ışığında parlayan yüzeylerin gölgelendirilerek, netlikle görülmesini ve incelenmesini sağlamaktır . Yöresel aydınlatma amacıyla, masa ve tezgahların aydınlatılmasında kullanılan ışıklıklarda, gerekli olan tüm elektriksel güvenlik önlemlerinin alınması gerekir. Parlamaların önlenmes |
iç mekanda renk ve doku seçimi |
DOĞAL DOKU VE OLUŞUMU Doğayı doğa yapan büyük sırlardan biriside dokusudur. Çoğu kez doğa, yapısı zengin bir doku örtüsü altında gizlenmiş olarak görünür. İlk bakışta doğanın üstünde gerçek yapısından bambaşka bir kabuk, bambaşka yasalarla örtülmüş bir doğa dokusu var gibi gelir. Fakat yasalar araştırılırsa, bu doku düzeninin tamamen devinen ve gerçek yapının anlatımından başka bir şey olmayan örgü olduğu görülür. Başka bir deyişle, doku örtüsünün altında gizlenen doğanın gerçek yapısını bize çoğu kez yine ışık altında renklenerek beliren bu doku düzeni gösterir. Yerbilim yapısına göre yer yer kayalıklar, yer yer toprak olan arazide, yalnız toprak kümelerinde yetişen bitki topluluklarının oluşturduğu seyrek bir doku bize ye yapısı hakkında bir düşünü verebilmektedir. Aynı biçimde volkanik bir kitleyi, kurak bir tarlayı, gevşek ve nemli bir toprağı hep dokuları aracılığı ile sezinleyebiliriz. Yapılarına göre doğada türlü dokular biz fışkırma, kuraklık, monotonluk, kısırlık ve verimlilik anlatımını verirler. DOKULARIN ETKİLERİ Doku, tüm çevresini saran, doğanın ve kişinin yapısını yüzey ve biçimlerini güçle karakterize eden bir öğe olarak karşımıza çıkar. Yöremizde her duruk(statik) cismin yapısı, her devingen cismin devinimi, bir doku oluşturmakla bizi dokuları ile etkilemektedir. Doğada dokular çoğunlukla gerçek dokulardır. Gözlerimizi kapatarak parmaklarımızı bir ağaç kabuğu, bir portakal yüzeyi üzerinde veya bir kuzunun sırtında gezdirdiğimizde birbirinden ayrı etkilerle uyarılırız. Aynı biçimde, karanlıkta bir odada iken parmaklarımızla cam ve duvar yüzeyleri dokuları sayesinde ayırt edebiliriz. Bütün yüzeyler, dokunulduğunda bize dokusal duygulanmalar oluşturur. Bu sebeple, yüzeylerin kendilerine özgü farklı dokusal etkileri ve değerleri vardır. Dokusal değerler nesnenin yüzey niteliğine bağlı olarak etkilenmektedir. 1- Kaba pütürlü dokular, 2- Orta pütürlü dokular, 3- Az pütürlü-pütürsüz dokular. Parmakla algılanan gerçek dokular, kişi üzerinde kabalık, yumuşaklık, kaypaklık, soğukluk gibi duygusal etkiler vermektedir. Otların, betonun, toprağın, ipeğin, kağıdın, karın ve ağaç kabuğunun dokuları, parmaklarımıza çok ayrı anlamlar verirler. Örneğin, bir kumaş mağazasında, bütün alıcılar kumaşlara parmakları ile dokunarak onun yüzey niteliğini anlamak isterler. Ancak parmaklarımızla sezinlediğimiz dokunsal sezi yanında gözümüze etki eden görsel sezide vardır. Bunlar, renklerle, motiflerle, değerlerle oluşmuş iki boyu öğelerdir. DOKU VE İŞLEV Doğada geçek doku, çoğu kez bir işlev anlatımıdır. Nesne yapılarında da ancak böyle oldu zaman doku bir değer kazanmaktadır. Bu konuda da bireyler en büyük yapıtlarını yine doğadan almaktadırlar. Doğada canlı ve cansız tüm yaratıklar bir çok işlevlerini türlü dokularla çözmüşler. Bunun nedenlerini kendi yasaları içinde yaşama ve sürekliliklerini sürdürmek zorunluluğundandır. Örneğin, kaplumbağanın koruyucu kabuğu, kirpinin dikenli dış yapısı, bukalemunun bulunduğu çevreye uyumu, ısırgan otlarının dokunulduğu zaman rahatsız edici olan dokuları sayesinde korunmalarıdır. Bireyler, öykücülüğe ve doğadan örnekler alarak kendilerini korumak için, göze batması istenilmeyen her şeyi dokuları sayesinde uydurmaya çalışmışlardır. Doku, işlev anlatımı olduğu zaman yadırganmaz. Bir zımparanın dokusu göze hoş gelebilir. Kullanıldığı yere göre belki de görsel etkiler oluşturabilir. Fakat dokunduğumuz zaman olumsuz duygularla karşılaşabiliriz. Aynı zamanda, iri pütürlü adi sıva iç mekanda kullanıldığı zaman rahatsız edici olur. Doku yardımıyla devinim ve sürtünme işlevini doğa türlü biçimlerde çözmüştür. Bu kendi yaşama koşulları içinde tüm canlı yaratıklarda görülebilir. Bireylerin erince kavuşmak, içinde rahatça yaşamlarını sürdürmek için işlevlerden doğan yapılarda, mağazalarda çağdaş makine olanakları sayesinde çok türlü nitelikte biçimler oluşturmak olağandır. Önemli olan bu değerleri yerli yerinde kullanmaktır. |
ISLAK MEKANLARIN DÜZENLENMESİ |
ISLAK MEKANLARIN DÜZENLENMESİ Giriş: Bir yapıda sıhhi tesisatın içinde yer aldığı mutfak, helâ, banyo, çamaşırlık vb. yerlerin konumları, büyüklükleri, buralara konulacak su akıtma yerlerinin çeşitleri ıslak mekanların konumu ve düzenlenmesi ile birlikte ele alınır. Mutfağın Düzenlenmesi: Mutfaklar tek sıralı, karşılıklı iki, sıralı, L biçimli ve U biçimli olarak düzenlenir. Tek Sıralı Mutfak Düzenlemesi: Küçük ve orta büyüklükteki aileler için uygundur. Böyle bir düzenleme için duvarın boyu en az 2.40 m. olmalıdır. Masa genişliği 0,6 m., öndeki kullanma alanı da en az 0,9 m. olmalıdır. Şekil 1. Tek Sıralı Mutfak Düzenlemesi İki Sıralı Mutfak Düzenlemesi: Şekil 2. İki Sıralı mutfak Düzenlenmesi L ve U Biçimli Düzenlemeler: L ve U biçimli düzenlemeler kalabalık aileler içindir. Şekil 3. L Biçimli Düzenleme Şekil 4. U Biçimli Düzenleme Mutfağın tercihen kuzey yada kuzey doğuya bakması, bir balkonun bulunması, döşemenin rutubeti dayanıklı, onarımı kolay, ses boğucu, kaygan olmayan, elektriği iletmeyen kürden bir malzeme ile kaplanması gereklidir. Banyo Odasının Düzenlenmesi: Banyo odalarının düzenlenmesinde şu hususlar göz önünde tutulur: 1. Alafranga hela taşı. 2. Yıkanma Teknesi. 3. Pis su ve kirli su boruları. 4. Su akıtma yerleri. 5. Kapı ve çamaşır makinesi. 6. Soğuk ve sıcak su boruları. Banyo odası güney yada güneydoğuya bakan ve bir boyutu en az 1,7 m. olmak üzere en az 9,5 m² döşeme alanında bir oda olması gerekir. Şekil 5. Küçük Banyo Odası (Yıkanma Teknesiyle) Şekil 6. Küçük Banyo Odası (Duş Teknesi İle) Şekil 7. Tam Konforlu Banyo Odası (Çamaşır Makinesi İle) Penceresiz banyo ve helaların bacalarla tabii olarak havalandırma esasları standardının uygun olarak havalandırılmaları gereklidir. Bacanın kesit alanı en az 140 cm² olmalıdır. Şekil 8. Karma Baca Bağımsız Helaların Düzenlenmesi: Helanın iyi aydınlatılmasına ve yeterli aydınlatılmasına özen gösterilmelidir. Her hela için 0,14 m² lik bir pencere alanı konulması doğru olur. Şekil 9. Alafranga Hela Taşı ve Lavabodan Oluşan Hela Tesisatı Endüstri tesisleri, kışlalar, öğrenci yurtları, sinema, tiyatro, spor salonu vb. kalabalık insan topluluklarına hizmet verecek mekanlardan dizi halindeki su akıtma yerleri kullanılır. Şekil 10. Bir Öğrenci Yurdunda Hela, Pisuvar, Lavabo Ve Duş Düzenlemesi. Su akıtma yerleri bir tesisat bacası çevresinde yer almıştır ve pisuvarlar ile lavabolar arasında duvar ıslak duvar olarak kullanılmıştır. |
GENEL HATLARIYLA BOYA VE UYGULAMASI |
GENEL HATLARIYLA BOYA VE UYGULAMASI Boyalar Modelcilikte genellikle: Enamel (Yarı sentetik) Selülozik Akrilik (Su bazlı) Akrilik (Selülozik)(Baz boya) boyalar kullanılır. Tüm bu boya çeşitleri hava tabancası (Air-brush) ile kullanılabilir. Selülozik yapılı boyalar fırça ile tatbik edilemezler. Diğerleri için fırça kullanılabilir. Vernik veya boya, en iyi netice mat veya yarı mat (saten) boyalarla alınır, çok parlak uygulama modeli pek istenmeyen mobilya havasına sokar. ENAMEL :Saf terebentin en iyi incelticidir. Model boyası olarak piyasada satılır, kendi markasıyla da incelticisi bulunur. Bir günde kurur, iki günde kemikleşir. SELÜLOZİK :Selülozik tinerle inceltilir, piyasada otomobil boyası olarak kullanılır, Bir saatte kurur bir günde kemikleşir. SU BAZLI AKRİLİK :İzopropil alkol en iyi incelticisidir. Model boyası olarak piyasada satılır, kendi markasıyla da incelticisi bulunur. Bir saatte kurur, bir günde kemikleşir. SELÜLOZİK BAZLI AKRİLİK (Baz boya) : Selülozik tinerle inceltilir, piyasada otomobil boyası olarak kullanılır, Bir saatte kurur bir günde kemikleşir. Üzerine koruyucu verniği atılmadan pek dayanıklı değildir, tek başına sadece statik modellerde kullanılır. Dinamik modellerde üzerine koruyucu vernik şarttır. Verniği özel ve iki bileşenlidir, 12-18 saatte donar, 48 saat civarında kemikleşir, on günde yakıta dayanıklı hale gelir.- Tüm boya çeşidi ve uygulama tekniklerinde boya ince katlar halinde tatbik edilmelidir. Selülozik yapılı boyalar üzerine diğer tür boyalar uygulanabilir. Selülozik yapılı boyalar ise üzerine uygulandıkları diğer tür boyaları bozup çatlatırlar. Selülozik bazlı akrilik boyaların koruyucu verniklerinin üzerine ise hiçbir boya tutunamaz. BOYAMAYA HAZIRLIK Modelinizin sarma işlemi tamamlandıktan sonra, 80 numaralı zımpara ile zımparasını yapınız (düz zımpara takozu ile teknenizin yan ve alt kısımlarını zımparalayabilirsiniz). 10 cm boyunda ahşap süpürge sapına yapıştıracağınız bir zımpara ile elde edeceğiniz yuvarlak takoz ile de kıç taraftaki kavisli bölümleri de zımparalayabilirsiniz. DİKKAT : Zımparalamayı ağacın suyu boyunca yapınız aksi taktirde gövdede zımpara çizikleri oluşabilir. Kaba zımpara işlemleri bittikten sonra gereken yerlere macun sürünüz. Kullanacağınız macun (polyester macun = çelik macun, selülozik macun veya model macunu olmalıdır ). Macunu ince katlar halinde azar azar sürünüz macun kuruduktan sonra 120 veya 160 numara zımpara ile tesviye ediniz. Gerekiyorsa macun işlemini birkaç kez tekrarlayınız. Dümen iğneciklerini, pervane klenini yerine yapıştırınız. MODELİN BOYANMASI Modelinizi fırça yada imkanlar nispetinde air-brush (pistole – boya tabancası) ile boyayabilirsiniz. FIRÇA İLE BOYAMA Fırça ile boyamada enamel maket boyası tavsiye edilir. Diğer boyaların kuruma süresi çok çabuk olduğundan fırça ile sürerken kuruma başlar ve yaptığımız boyamada fırça izleri kalabilir. İlk olarak açık renk olan gövde kısmı boyanır. 10-12 numara samur suluboya fırçası ile çok rahat bir şekilde geniş alanları boyayabilirsiniz . Boya kuruduktan sonra ( 1-2 gün) plandan ölçü alarak ve montaj kitabınızdaki su kesimi çizgisi çizimi sayfasını dikkate alarak su kesimini çiziniz. Su kesimi çizimini dümen palası üzerinde de devam ediniz. İyi bir maskeleme bandı ile (1 cm genişliğindeki kağıt bant, 3 M maskeleme bandı ) ile beyaz kısmı dikkatlice maskeleyiniz. Modelinizin kıç kısmındaki dönüşlerde bandın pot yapmaması için buralarda 3 mm eninde kesilmiş ( bandınızı bir cam üzerinde cetvel ile dikkatlice 3 mm eninde şeritler halinde kesebilirsiniz) bantlarla maskeleyiniz. Maskeleme işlemi bittikten sonra tırnağınızla bandı dikkatlice sıvazlayınız ( bu işlemi çok dikkatli yapmanız gerekmektedir ). Bir fırça ile selülozik mat verniği boyayacağınız |
ERGONOMİK İNCELEME |
ERGONOMİK İNCELEME Ergonomi, insan ve çevresi arasındaki ilişkinin bilimsel olarak ele alınması çalışmasıdır. Bu bakımdan, çevre kelimesi sadece çalıştığı iş ortamı anlamında değil fakat aynı zamanda, birlikte çalıştığı aletler, çalışma metodu, iş organizasyonu, tek başına çalışma veya grup çalışması niteliklerinin hepsini kapsamaktadır. Ergonomi insan organizmasının yeteneklerini araştırarak işin insana, insanın işe uyumu için gerekli çalışmaları yapar. Ergonomi, insan ve çevresi arasındaki ilişkinin bilimsel olarak ele alınması çalışmasıdır. Bu bakımdan, çevre kelimesi sadece çalıştığı iş ortamı anlamında değil fakat aynı zamanda, birlikte çalıştığı aletler, çalışma metodu, iş organizasyonu, tek başına çalışma veya grup çalışması niteliklerinin hepsini kapsamaktadır. Ergonomi insan organizmasının yeteneklerini araştırarak işin insana, insanın işe uyumu için gerekli çalışmaları yapar.(Murrell) Ergonomi uygulamalı bilimlerden sayılmakta ve insanların çalışmalarını sistematik olarak etüt etmeyi amaç olarak almaktadır. Onun bireyler için amacı çalışan insanı, yeteneklerini en iyi kullanarak ve doğal yapısının sınırları içinde en iyi işe yerleştirmektir. İnsanın, çalıştığı işte sistematik olarak incelemeye tabi tutulması, daha yüksek iş veriminin elde edilmesi (birey yönünden, işletme yönünden ve toplum yönünden) talebi ile (çoğu kez buna karşı çıkan) çalışan kimselerden beklenen zorlanma talebi sınırları (sıhhatin güvence altına alınması, ondan beklenebilecek şeylerin ne olduğu ve memnun edilmesi) arasında en iyi bileşimin elde edilmesinin sağlanmasıdır. Ergonomi çalışanların biyolojik, psikolojik özelliklerini ve kapasitesini göz önünde bulundurarak insan–makine–çevre uyumunun tabii ve teknolojik yasalarının ortaya koyan çok disiplinli bir bilim dalıdır. Ergonomik önlemler, işçilerin fiziksel bütünlüğünü koruma yanında onlara fiziksel özelliklerini, psikolojik ve fizyolojik özelliklerini en uygun biçiminde kullanacakları en iyi çalışma ortamını sağlamayı ve böylece işçi güvencesini gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Bu nedenle verimlilik ergonominin hedefi değil ama sonucu olmaktadır. İnsan ve işi arasındaki karmaşık ilişkinin analizi için çeşitli disiplinlerin bazı bölümlerindeki bilgiler kullanılmalıdır. Ergonomi özellikle, Mühendislik Bilimleri (Malzeme Bilgisi, Transport Tekniği, Güvenlik Tekniği) Anatomi (Antropometri, fonksiyonel Anatomi, Biyomekanik) Fizyoloji (Kaslar, kan dolaşımı, nefes alma, duyu organları, beslenme) Nörofizyoloji, Psikoloji, Ampirik Sosyoloji, Milli Ekonomi ve İş Hukukundan yararlanır.(Özok) Ergonomi konusuna pek çok bilimsel disiplin ve teknolojiler katkıda bulunur. Anatomi ve psikolojiden insan vücudunun işleyişini öğreniriz. Antropometri vücut ölçüleri ile ilgili olarak bilgi verir. Fizyolojik psikoloji beyin ve sinir sisteminin çalışmasını ve işleyişi ile ilgilenir. Deneysel psikoloji insan davranışlarının hangi şartlarda, nasıl şekillendiğini, bu davranışları etkileyen parametreleri bulmaya çalışır. Endüstriyel tıp insan vücudu için tehlike yaratabilecek ortam koşullarını bulmaya çalışır. Fizik ve mühendislik uygulamaları işçinin içinde bulunduğu ortamda maruz kaldığı zorlanma ve yüklenmenin tespiti için kullanılabilir. Tüm bu disiplinlerin bir arada kullanılmasıyla elde edilen bilgiler ergonominin temelini oluşturur.(Sabancı) Ergonomi ayrıca istatistikten de yararlanır. Biyolojik araştırmalarda kullanılan istatistik metotları tarım sektöründe daha yaygın olarak kullanılmaktadır. İnsanlarla ilgili olan sosyal ve psikolojik sorunların matematiksel olarak ifade edilmesi çok güç olduğundan istatistiğin bu alanlarda kullanılması diğer bilimlerinki kadar güvenilir sonuçlar vermemektedir. İnsan yeteneklerinden optimal biçimde yararlanmak, onun iş başarım düzeyini en çoğa çıkarabilmek için, önce insanı tanımak; insanın doğal yeteneklerini, fizyolojik, psikolojik, sosyolojik niteliklerini, isteklerini beklentilerini bilmek; sonra da ona fiziksel ve ussal yeteneklerini en iyi biçimde kullanabileceği b |
DÖŞEME KAPLAMALARI |
DÖŞEME KAPLAMALARI Döşeme Katları birbirinden ayıran ve yürünebilen üzerinden yapı elamanlarına denir. • Döşeme Kaplamalarının Amaçları:Döşemenin üst yüzeyini oluşturmanın yanında, • Döşemeyi ve diğer katmanları dış etkilerden korumak • İyi ve estetik bir görünüm sağlamak • Kullanım güvenliği ve yeterli konfor sağlamak • Kolay temizlenebilen ve işleve uygun yüzey oluşturmak gibi işlevleri yerine getirmek için yapılır Döşeme Kaplamalarının Seçim Ölçüleri: Bir mekandaki döşeme kaplamasının doğru olarak seçilebilmesi için öncelikle , o mekanın kullanılmasına bağlı eylemlerin analiz edilmesi gerekir. Bunlarda şu şekilde guruplandırılabilir: Görünüş, Yüzey Özellikleri, Konfor Ve Kullanıcı İstekleri: Bir döşeme kaplamasının dokusu ve rengi, o mekanın özelliklerini bütünüyle belirleyen etkenlerin başında gelir. Mekanın kullanış amacına bağlı olarak temas dokusu da önem kazanır örneğin, sıcak teması olan halı yada ahşap gibi malzemeler yatak odası, salon gibi yerlerde tercih edilir. Buna karşılık düzgün yüzeyli ancak soğuk temaslı seramik gibi kaplamalar, banyo mutfak gibi ıslak hacimlerde kullanılır Döşeme kaplaması seçiminde renklerin etkisinde göz ardı etmemek lazım nitekim binanın kuzeye bakan mekanlarında kırmızı, turuncu, sarı gibi sıcak renk tonlarının güney ve batıya bakan mekanlarda ise mavi yeşil beyaz gibi soğuk renk tonlarının seçilmesi daha uygun olacaktır. Temas Sıcaklığı: Bir malzemeye temas eden malzeme kendi ısınma ısısını ve ısı iletkenlik katsayısının değerine bağlı olarak insandan sıcak yada bir temas verir bir malzemenin ısınma ısısı büyük ısı iletkenlik katsayısı küçük ise malzemeye temas edildiğinde, malzeme, insanın eli ve ayağındaki enerjiyi fazla emdiği için kendisi sıcakmış hissi verir. Aksine, bir malzemenin ısınma ısısı küçük ısı iletkenlik katsayısı büyük ise temas eden el ve ayaktaki enerjiyi fazla emdiği için soğuk hissi verir. Örneğin bir döşeme kaplamasının yüzeyinde ölçülen sıcaklık 17ºC ise arzu edilmeyen bir serinlik his |
asma tavan |
ASMA TAVAN 1.ASMA TAVAN NEDİR ? Asma tavan; dekoratif bir görünüm, ses ve ısı yalıtımı sağlamak amacı ile yapılan, taşıyıcı sistem ve taş yünü, metal gibi kaplamalardan oluşan bir uygulamasıdır. Yapılarda tavandaki görüntüyü önlemek amacıyla asma tavan uygulamasına ihtiyaç duyulmuştur. Örneğin düşük döşeme, tesisat boruları v.b. gibi durumlardan ortaya çıkan görüntü bozukluklarında. Dünyada ve Türkiye’de bir çok yapıda asma tavan uygulaması yapılmaktadır. Özellikle bürolar, mağazalar, hastaneler, kamu binaları v.b. yerlerde yapılmaktadır. 2.ASMA TAVANIN ÖZELLİKLERİ 2.1.Hijyen Günümüzde gıda ve sağlık sektörlerinin uymak zorunda oldukları şartnamelerde asma tavanlardan çok iyi derecede sağlık ve güvenlik özellikleri talep edilmektedir. Diğer taratan elektronik, fiberobtik, ilaç ve bilgisayar sistemlerinde özel Class 100 temiz oda şartları ve çevreci uygulamalar aranmaktadır. 2.2.Darbeye Dayanıklılık Asma tavanlar bazen koridorlar gibi, teçhizata ulaşmak için plakaların sık sık sokulduğu alanlarda çok fazla kötü kullanılmakta ve darbeye maruz kalmaktadır. Bu nedenle darbe dayanımına ve ürünlerin uzun ömürlü olmasına ayrı bir önem verilmektedir. 2.3.Neme Dayanım Asma tavanların hızlı yapılan binalar, aralıkla ısıtılıp soğutulan binalar, insan yoğunluğunun çok olduğu binalar, binaların dışa açık yerleri gibi alanlarda daha çok rutubete dayanmaları gerektirmektedir. 2.4.Asma Tavan Arasına Ulaşım Nedenler estetikten güvenliğe değişebilir. Asma tavanlar servis borularına ve elektrik tesisatına ulaşılmasını sağlar. Böylece telefon, havalandırma ,klima, ısıtma, yangın algılayıcı ve sprinkler gibi servis elemanlarına ulaşılmış olur. 2.5.Tasarım Asma tavanlar ayrıca eski tavandaki çatlak leke ve hasarları da kaplar. Asma tavanların montajı, sökülmesi ve temizlenmesi kolay, hızlı ve ekonomiktir. Asma tavanlar en iyi aydınlatma seçeneklerini sunar. Asma tavan aydınlatmanın en iyi yapılmasında ve enerji tasarrufunda kritik rol oynamaktadır. Asma tavanlar sesi yutar ve gürültüyü azaltır. 2.6. Akustik Gürültünün azaltılması çalışma verimliliğini ve konforu arttırır. Yüksek ses yutma özelliğine sahip malzemelerden üretilen asma tavanlar gürültüyü azaltır ve belirlenmiş kriterlere uygun olacak şekilde odadan odaya ses yalıtımını arttırır. 2.7. Ses Yalıtımı Ses iyi kontrol edilmediği zaman rahatsız edici olabilir. ( Yan odadan gelen ses istenmeyen yankılanma gibi ) Bu rahatsız edici durumlardan kurtulmak için mimaride doğru akustik tasarımlar çok önem kazanmaktadır. Akustik iki önemli konuyu içermektedir. Ses yutma katsayısı (0.0’dan 1.0’a) olarak ölçülen malzemelerin ses yutma performansı, desibel (Dncw) olarak ölçülen odadan odaya ses yalıtımı. 3.KENARLAR Bir tavanın estetik görünümünü arttırmak için tasarımcı çok çeşitli kenar bitiş seçeneklerinden birini seçebilir, duvar ve tavan birleşiminde etkileyici ve dekoratif tasarımlar yapılabilir. Birbirine uyumlu plakalar kullanarak havalandırma, aydınlatma ve diğer servis elemanları ile bütünlük sağlayan alternatif görünümler elde edilebilir. Asma tavan plakası kenar profiline uydurulabilir veya özel tasarımlar yapılabilir. Alternatif olarak kenar profilleri asma tavan seviyesinin üzerinde veya altında olabilir. 4. YAPIDIĞI MALZEMEYE GÖRE ASMA TAVANLAR 4.1. Alüminyum Panel Akustik Asma Tavan 4.1.1.Malzeme 0.5-0.6 mm. kalınlıkta alüminyum levha, etial 0 alaşım, tam sert. Kromatize + fırın boya veya IC ile polyamid 20 denye, 2 mm. flock. 4.1.2. İmalat çeşitleri Düz gofreli, delikli, fırın boyalı veya flock kaplamalı. 4.2. Taş Yünü Asma Tavanlar 4.2.1.Taş Yünü Asma Tavanlar, Dekoratif Taş yünü asma tavanlar geniş bir dekoratif seçenek sunar. Her biri seri, eşsiz sitiller, desenler ve renkler sunmaktadır, tüm sistemlerde tavan arasına kolay ulaşım, montaj kolaylığı ve servis entegrasyonu sunmaktadır. BS 476 standardına göre Class 0 /Class 1 tanımına girer, yanmaz, yüzeyi alev almaz, yüksek ses emici özellikleri vardır. 4.2.2.Fon |
AHŞAP PENCERELER |
AHŞAP PENCERELER Ahşap pencereler ahşabın olumlu özellikleri nedeni ile asırlardır kullanılmış bugünde aynı kullanım değerini koruya gelmiştir. Ahşap pencere iyi korunursa hava etkileri ile değişmez. Yağmura, güneşe, havadaki çeşitli gazlara, soğuk ve sıcağa dayanıklıdır. Hafiftir, gereği kadar serttir, işleme tekniği açısından uygundur, her biçime uyar, her isteği yerine getirebilir. Ahşap başka hiçbir malzemede olmayan özelliklere sahip olduğu için pencere yapımı için en uygun malzemedir. Diğer malzemelerle kolaylıkla birleştirilebilir. Değişen hava şartlarına uygun ahşap seçimi iyi bakım, gereği gibi kurutma deformasyonları önlemeye yardımcı olur. Ahşap pencere özellikle konut yapımında oldukça düşük olan maliyetinden dolayı her zaman için geçerlidir. Isı kabı az olduğundan ısıtma masrafının azaltılmasına yardımcı olur. İç hacim rutubeti ne olursa olsun ahşap yüzeylerinde su buharı yoğuşması olmaz. Doğramalık Ahşabın Seçimi Pencere doğramaları için kullanılan ahşap çıralı çamdır. Sarı veya kara çam olabilir. Çıralı çamın yapım sırasındaki rutubeti en çok %12-20 olmalıdır. Çürümüş ahşap kullanılmaz. Mavi renklenme olabilir. 1 metre uzunlukta bulunduğu yüzeyin kısa kenarın 1/3’nü geçmeyen çapta yalnız bir tane bulunabilir. Budaklar parçaların birleşim noktalarına getirilmez. Kaynamamış düşücü budaklar çıkarılır. Yeri sağlam ahşapla doldurulur. Dolgu parçasının lifleri ana parçanın lifleri doğrultusunda olur. Bu tamir parçaları 1 metrede 2 adetten fazla olamaz. Çatlaklar bir yüzde kalmak üzere 1milim geniş 5 cm uzun olabilir. Daha iri çatlaklar doldurularak tamir edilir. Ahşabın lifleri eğri olmamalı, içinde reçine keseleri bulunmamalı, 5mm geniş 5cm uzun keseler varsa temizlenerek tamir edilmelidir. Yapımda piyasada her zaman bulunabilecek standart ölçülere uymalıdır. Bu nedenle 4 m uzunluğu ve 5cm ve katlarını aşmamak lazımdır. Kasa, kanat ve kayıtlar eksiksiz yapılmalıdır. Yapımı tamamlanan pencerelerin atölyeden çıkmadan evvel bezir ve bir kat astar boya ile boyanması ahşabın rutubetini sabit tutabilme ve deformasyonları önleme bakımından yararlı olmaktadır. Atölye ve şantiyede hazırlanmış olan doğramaların depolama sırasında bir birine dokunmadan aralarına latalar yerleştirilerek istif edilmesi ve kapalı hacimlerde tutulması gerekir. Pencerelerin Görevi • Pencere binalarda en çok görevi olan yapı elamanlarından biri olması nedeni ile binanın kullanış olanaklarına ve içindekilerin sağlık ve yaşamını büyük ölçüde etkiler. • Pencere iç hacimlerle dış dünyanın bağlantısını kurar. Hacimlere gün ışığı, güneş ve temiz hava sağlar. Kışın yağmur, kar, rüzgar ve soğuktan yazın yüksek ısı ve güneş ışınlarından korur. Sokak gürültüsünün de önlenmesi de pencerelerin görevleridir. İçeriden dışarının görülmesini sağladığı gibi, dışarıdan görünmeyi önler. • Bütün bu görevlerin yanında pencere bina dış yüzeyinde ve iç hacimlerde düzenlenişi biçimi ve boyutları ile estetik açıdan da büyük katkıda bulunur. Bir pencerenin yerine getirmesi gereken görevler şöyle özetlenebilir: 1-) İç hacimlerin yeterli ölçüde aydınlanması 2) Etkili bir havalandırma, 3) İç hacimlerin dışla bağlantısını kurma, 4) Hacimlerin yerleşme düzenine katkıda bulunmak, 5) Sıcak, soğuk, yağmur, rüzgar ve gürültüye karşı korumak, 6) Işığa ve güneşe karşı korunum sağlamak, 7) Kolay kullanış ve rahat temizlik yapmayı sağlamak 8) Ekonomik oluş, yapımda ucuzlukla beraber diğerinden kaybetmemek ve az bakım masrafı ile korunumun sağlanmasıdır. Bütün bu nedenlerle bir pencerenin boyutları biçimi bütün içinde düzenlenmesi ve yapısal açılardan titizlikle incelenerek seçilmesi gerekir. Gün Işığı İle Aydınlatma Bir hacmin maksada yararlı bir şekilde ışıklandırılması pencere boyutlarının yeterli ve maksada uygun seçilmesine bağlıdır. Büyük şehirlerde yaşayan insanın günlük yaşantısının 21 saati kapalı hacimlerde geçer. Buralarda görme, doğal veya yapay ışıkla sağlanır. Görmeyi sağlayan kesin bir ışık şiddeti belirlemek olasılığı yoktur. Ancak 40-80 lüks |